25 Ağustos 2015 Salı

Kitap Yorumu - Safkan / Jennifer L. Armentrout ( Melez Sözleşmeleri 2 )


Sayfa Sayısı: 412

Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: DEX


Arka Kapak

Bir yanda ihtiyaçlar. Bir yanda kader...

Doğaüstü bir yaratık olmak tam olarak muhteşem bir şey değil; özellikle her gittiğin yere "diğer yarının" da gittiği düşünülürse. Seth, eğitimde, ders dışında ve hatta yatak odasında Alexandria'yla birlikte ve bu hiç de eğlenceli değil. Aralarındaki bağın kabuslardan uzak kalmak gibi faydaları da var ama Alex'in safkan yasak aşkı Aiden'a olan hisleri üzerinde hiçbir etkisi yok. Ya da Aiden'ın onun için feda edecekleri üzerinde.

İblisler binayı istila edip öğrencilere saldırınca tanrılar furileri salıyor üzerlerine. Furiler, öğrencilere ve tanrılara karşı en ufak tehdidi ortadan kaldırmakla görevliler, buna Alex ve diğer Apollyon Seth de dahil. Bu sorunlar yetmezmiş gibi, gizemli bir varlık Seth'i tehdit ediyor, Alex de tehlikede. İşin içine tanrılar girince bazı kararlardan geri dönmek çok ama çok zor. Alexandria kaderinde yazanla bilinmez arasında bir seçim yapacak. 

Safkan, Melez Sözleşmeleri serisinin ikinci kitabıdır.


Yorum


Herkese tekrardan merhabalar. Upuzuun bir aradan buralardayım tekrar. Dönüşe Dex kitabıyla başladığım için çok mutluyum tabi ki :)
İlk kitap Melezi okuyalı neredeyse 2 yıl olmuş, Safkanıda alalı bir yıl olmuş maşallah pek bir işgüzarım ki şimdi okuyabildim. =/

Hatırlamak amacıyla ilk kitaba pek çok kez dönüp bakmak zorunda kaldım, bu yüzden biraz sıkıntılı bir okuma süreci geçirdim. Benden kaynaklı bir şey olduğu için kitapla ilgili yorumuma yansıtmayacağım.
Kitabı beğendim tabi ki nasıl beğenilmez. Jennifer L. Armentrout her zamanki gibi döktürmüş.
Rahatsız eden bir kaç şey dışında çok iyiydi, çok akıcıydı.

Gelelim sıkıntılara. İlk kitap gibi heyecanlı sayılmazdı pek. Yani 150 sayfadan sonra elle tutulur bir hareketlilik başladı. Kitap genelinde Alex Seth ve Aiden etrafında döndük durduk. Kötü değildi tabi ama çok uzatıldı sanki. Jennifer L. Armentrout her kitabında itinayla kadın karakterini fevri, inatçı, asi yapmakta diretiyor. Sevmiyorum. Arkadaşım yapma işte az bir uslu dur. Sen kitabın ana kahramanısın, abi kahramansın işte neden zeka yoksunu hareketler yapıyorsun ki. 
Kitap sonuna doğru hararetlendi beklediğimizi sonunda verdi bizde rahat bir nefes aldık. Sonu da gayet güzeldi. 



'' Dünyada iki tip insan vardı. Ateşin çevresinde oturup izleyenler ve o ateşi yakanlar. Seth'le ben ateşi yakıp sonra da etrafında dans ederdik.''

''-Sen hiç aşık olmadın mı Seth?
Yavaşça gözlerini kırpıştırdı. -Olmadım heralde. Kendine aşık olmak sayılır mı?''




Ve tabi ki Seth diyorum sonuna kadar :)
Elimden geldiğince spoiler vermeden yorumlamaya çalıştım. Bayağıdır yoktum paslanmış olabilirim. ^^


Seri Sıralaması
0,5. Daimon
1. Melez (Half-Blood)
2. Safkan (Pure)
3. Tanrı (Deity)
3,5. İksir (Elixir)
4. Apollyon (Apollyon)
5. Avcı (Sentinel)

Puan: 4













Sahalara Dönüş Not: Daha olgun, daha kararlı ve daha bir yalnız...

 2 yıl önce 19 yaşında genç bir kız varmış. Çok kitap okurmuş. E haliyle buralarda takılırmış. Yeni mezunmuş o sıralar. Mezun olduktan 2 ay sonra ataması olmuş ve evinden çok uzaklara düşmüş. Başta çok hoşuna gitmiş tabi ki. Kendi evi kendi parası alabileceği tonla kitap. 

Başlarda iyiymiş her şey, kopmamış buralardan. Ne var ki her şey hep güzel gitmiyor değil mi? Ha böyle dediğime bakmayın kötü bir şeycikler olmamış tabi ki. Sadece büyümüş birazcık. Farklı alışkanlıklar edinmiş. Farklı uğraşlara odaklanmış. Zaman ayıramamış buralara. Hani hep olur ya hepinize arada bir okuyamama durumu, bu kızımızın ki çok çok uzun sürmüş. Ha öyle hepten bırakmamış okumayı bırakılır mı öyle. Sadece araları çok çok uzamış. Çok ilgisiz kalmış kitapları. Çok üzülmüşler. Çünkü şimdiye kadar gittiği her yere onlarda peşinden gitmişler. Her anlaşamamazlıkta her evden ayrılışta onlarda kolilenmişler kızın umutlarıyla birlikte. Haksızlık değilmi diye düşünmüşler bize yapılanlar. Her sabah kızın gözüne gözüne sokmaya başlamışlar bunu. Kız zaten çok çok pişmanmış ama atamıyormuş o adımı işte. 

Bir gün arkadaşının biri gelmiş evine. Kitaplığını görünce şok olmuş. 'Aaa bunları sen okuyor olamazsın. Sen ne anlarsınki kitaptan' tarzı cümleler kurmuş. Kız çok sinirlense de bir şey diyememişki. Hiç kimse görmemiş ki onu kitap okurken. Ah birde eskiden öylemiydi diye düşünmüş. Herkes onu görünce imrenir hayranlıkla bakarmış.

İtiraz etmiş kız. Onları ben okudum ben okuyorum demiş. En başta kendisini ikna etmiş. Bundan sonrası onun için çokta önemli değilmiş çünkü. Eski kitap delisi haline dönme kararı almış. Oturup ilk bitirdiği kitapta derin bir nefes almış. Başka hiçbir şeye, hiçbir mutluluğa ihtiyacım yok, içimdekini takip etmeliyim demiş.  
Birazcık destek ilk adım olabilir demiş. 
Ve başlamış dönüş satırlarını yazmaya...