19 Kasım 2013 Salı

Kitap Yorumu - Ara Dünya / Neil Gaiman, Michael Reaves

Arka Kapak

Joey Harker bir kahraman değil. O aslında kendi evinde kaybolan sıradan biri. Bir gün kaybolduğunda kendi dünyasını geride bırakıp bambaşka bir boyuta adım atıyor. Şimdi bir savaş vermek zorunda. Hem de sadece bu dünyayı değil, olası bütün dünyaları kurtarmak için verilen bir savaş....

Yorumum

Ara Dünya kendi evinde bile kaybolabilen Joey adlı bir çocuğun sadece bir dünyada yürümek için değil diğer dünyalar arasında yürüyebilmek için yaratıldığı için farketmesiyle başlıyor. Aslında farketmesi değil farkettirilmesiyle başlıyor diyelim. Joey bir gün yine kaybolup kendini farklı düzlemler arasındaki çok boyutlu bir boşlukta buluyor. Ve orada karşılaştığı maske takan ve bir yerlerden kendisine tanıdık gelen bir adam onu kurtarıyor. Joey'e aslında bir yürüyüşçü olduğunu ve kapılardan geçerek peşine taktığı düşmanları anlatıyor. Joey'i yanında eğitim gördüğü üsse götürmesi gerektiğini anlatıyor. Burada biraz olaylar karışıyor ve Joey üsse gittiğinde pek hoş karşılanmıyor. Tam olarak nedenlerini anlatmak istemiyorum. Ve böylece Joey ailesini ve kendi dünyasını geride bırakıp kendini bir savaşın orta yerinde buluyor. Ama yürüyüşçü olmak o kadar kolay bir şey değildir ve Joey'in bu dünyaya uyum sağlaması gerekmektedir. 
Kitap sizin hayal gücünüzü sonuna kadar zorlayacak türden. Ama içinde metafizik, farklı dünyalar ve uzay'ın geçtiği türden kitapları seviyorsanız tam size göre!
Kitap 200 sayfa olduğu içinmi yoksa su gibi geçtiği içinmi bilmiyorum bir kaç saatte hemen bitti. Okuduğunuz türlerde değişiklik yapmak içinde bu kitap tam size göre. Hala okumadıysanız bir tadına bakabilirsiniz. :)

Puan




Ara Dünyanın da içinde yer aldığı 4 kitap hediye ettiğim çekilişime hala katılmadıysanız sizi buradan alayım... Tık tık.

Kitap Yorumu - Köken / Jennifer L. Armentrout


Arka Kapak

Weather Dağında işler çığırından çıktı, Kat yakalandı.
Artık onu bulmak için yaşıyorum.
Yoluma çıkan olursa.. yok ederim.
Onu kurtarmak için bütün dünyayı... yakarım.
Uzaylı ırkımı yeryüzüne... seveseve salarım.

***

Biliyorum, buradan kaçmamın ve Daemonı görmemin tek yolu, asimile olmuş gibi görünmek.
Kafam çok karışık, kime güveneceğimi, kötü adamların kimler olduğunu bilmiyorum.
Daedalus mu?
İnsanlar mı?
Yoksa Luxenler mi?

***
Daemon ve Katy hangi tarafta yer alacak; birlikte mi yoksa karşı karşıya mı savaşacaklar?

Yorumum

Sevgili yazarımız yine Lux hayranlarına eziyet etmeye devam ediyor. Her kitap nasıl olurda çok daha iyiye gider? Evet anladığınız gibi Köken'e bayıldım! 
Opal'in sonu şok edici bir şekilde bitmiş, hepimizin ağzını açıkta bırakmıştı. Aslında yazarımız bizi Kökende olacak olaylara, şoklara hazırlamış bir nevi. Artık şaşırmaya alıştım desemde yok gittikçe daha bir uç noktaya gidiyoruz. Korkuyorum :D
Spoiler vermeden biraz bahsedecek olursam, Köken diğer 3 kitaba göre daha hareketliydi. Ve diğer kitaplardan farklı olarak Katy'nin yanında Daemon'ın bakış açısıyla da yazılmıştı. Tabi biz Daemon severlerin en sevdiği noktalardan biri de buydu muhakkak. Yazar kasten yapıyor. :D
Kitap su gibi dediğimiz tabir varya he işte ona bin basacak bir şekilde ilerliyor. Hala okumadıysanız bol heyecan bol macera bol gözyaşı ve en çokta şoklara hazırlayın kendinizi!

Buradan sonrası spoiler içerir.

Spoilersiz yorum yazamıyorum arkadaş. İçimdekileri dökmem lazım. :D 
Malum kızımız kaçırılmış oğlanımızda küplere binmiş bir şekilde başlıyor kitap. Daemon Katy'i kurtarabilmek için kendini Daidalos'a yakalatıyor. Daidalos Katy üzerinde yaptığı deneylerin boyutu bundan sonra değişiyor. Daemon'ın insanları iyileştirmesi için Katy'i kullanıyorlar. 51. bölgeden çıkma ihtimalleri yok gibi bir şey. Ta ki yeni çocuğumuz Archer'ın Luc'un yandaşı olduğunu öğrenene kadar. Ve Daidalos'un planları hiçte iyiye gitmiyor. En büyük deneyleri Kökenleri zaptedemiyorlar. Bizimkiler Kökenleride kullanarak karışıklık çıkarıp üsten kaçıyorlar. Ama Daidalos peşlerindeyken pek kaçabilecekleri bir yer yok. Ve kaçalım derken kurdukları plan başlarına sarılıyor. Ölümler oluyor. Uzaylı kimlikleri ifşa oluyor. Ve kitabın sonunda - ah bu sonlar - Daidalos'un söylediği her şeyin yalan olmadığı, bazılarının gerçek olduğu ortaya çıkıyor. Ve seçim vakti geliyor. Katy her nasılsa Daemon'dan umudu kessede ben bu şekilde olmayacağını düşünüyorum. Ama bunu çok sonra okuyabileceğiz malesef.  
Umarım yazarımız bizi çok bekletmez. 
Okumak için bekletiyorsanız lütfen acele edin! Buraya yazamadığım tonlarca ayrıltı ve gizem var. Eminim sizde benim gibi heyecandan hop oturup hop kalkacaksınız. :)

Puan


Serinin diğer kitapları

1 - Obsidiyen


16 Kasım 2013 Cumartesi

Kitap Tanıtımı - Saplantı / Jennifer L. Armentrout

Arka Kapak

Luxenler ve Arumlar, Lux serisinden bağımsız da
okunabilecek Saplantıda çok daha baştan çıkarıcılar.

Ukala, zorba ve tapılası bir adam.
Korunmaya muhtaç, küfürbaz ve ateşli bir kadın.

Hunter acımasız bir katil.
Devlet için kötü adamları öldüren bir uzaylı.
Işığın çocukları Luxenleri yok etmek için doğmuş bir Arum.
Yaptığı işten de çok memnun, ta ki, bir insanı korumak zorunda bırakılana dek.
Serena, en yakın arkadaşı, senatörün oğlunun doğaüstü bir varlık olduğunu söylediğinde,ona inanmamıştı. Kim inanır ki?
Ne yazık ki sonrasında korkunç bir olaya şahit oldu.

Hunter ve Serena, ateş ve barut gibi Bir arada olmaları çok tehlikeli

Sonunda Hunter yapmaması gerekeni yapıyor.
Hem de defalarca.

__________________________________________

Jennifer L. Armentrout 'ın Lux serisinden bağımsız ve Arumlarla ilgili olan kitabı Saplantı Dex Plus'tan çıkıyor! 
Jennifer olurda okumazmıyız? Birde Luxenlar ve Arumlarla ilgili olanları? :) 
Saplantı 20 Kasım için Ön Siparişte!

8 Kasım 2013 Cuma

Ve Sonunda Köken(!) Kitap Alışverişim

Evet efendim yanlış okumadınız. Köken bugün elime ulaştı! Ve deli gibi bir heyecanla karguyu karşıladım. :D 
Yavaş yavaş ve sindire sindire okumaya çalışıyorum. Hemen bitmesin :(




Ev arkadaşım ne kadar dalga geçerse geçsin bu gece Kökenle uyuyacağım! :D


Ekim Ayında Okuduklarım


Kitap okuma açısından çok verimsiz bir ayın sonuna geldim. Ve sadece 3 kitap okumuşum. Çok utanıyorum...:(
Bayram tatili, Bursa yolculuğu derken hiç bir şey planladığım gibi olmadı maalesef. 
Okuduklarımı biraz ele alıcak olursam;


Bakire - Nancy Pickard

Bu ayki favori kitabım. Gerçekten beni mutlu eden bir kitaptı. Okumam bayağı zaman alsada tadı hiç eksilmedi.
Detaylı yorumum için tık.


_________________________________


Vurgun - Lauren Kate

Düşüş serisin son kitabınıda bitirdim sonunda. Diğer kitaplara göre daha hızlı okuduğum bir kitaptı. Her ne kadar olumlu yorumlar almayan bir son olmasada benim için yeterliydi.

Detaylı yorumum için tık.

______________________________


Tatlı Bela - Jamie McGuire

Evet bu ay en son Tatlı Belayı okudum. Beklentilerimi karşılamayan bir kitap oldu benim için. Tam bir hayal kırıklığıydı malesef. 

Detaylı yorumum için tık.

Kitap Yorumu - Tatlı Bela / Jamie McGuire


Tanıtım

Abby Abernathy karanlık geçmişiyle arasına mesafe koymuş olan, alkol kullanmayan, küfür bile etmeyen kendi halinde bir kız, fakat hayatını dövüşerek kazanan ve vücudu dövmelerle kaplı yakışıklı Travis Maddox onun hayatını değiştireceğe benziyor.

İyi kız ve kötü çocuk Bu birliktelik bir aşkın mı habercisi yoksa bir felaketin mi?

Tatlı Bela sadece bir bestseller değil, uluslararası bir fenomen. Yayımlandığı günden beri tüm dünyada büyük yankı uyandıran bu kitabı okumayan kalmayacak.

Yorumum

Not: Ağır bir eleştiri, kızgınlık içerir.

Tatlı Bela hepimizin mutlaka okumasa bile hakkında bir şeyler duyduğu, olumlu bir çok yorum almış bir kitap bildiğiniz gibi. Ama ben o ölüp bitenler arasında değilim malesef. Yorumumun başında bunları belirteyimki hayal kırıklığına uğramayın. Evet sanırım farketmişsinizdir. Ben kitabı pek beğenmedim. Evet size kendini okutacak yönleri vardı. Ama ben yinede çok klişe buldum. Konu itibari ile hiç bir şey yoktu sanki. Bilmiyorum ben yeterli bulmadım. Belkide kitabı geç okuduğum için bir çok olumlu yorumdan sonra beklentim çok büyüktü o yüzden hayal kırıklığına uğradım. 

Öncelikle karakterleri hiç ama hiç sevmedim. Gerçekten hiç birini sevmedim. Belki Travis bir tık diğerlerinden önde ama yinede yok sıfır. Öncelikle kitaptaki kızların hepsi sinir bozucuydu. Herşeyin en iyisini ben bilirim havasındaydılar. Abby ve America'dan bahsediyorum. O egoları yokmu beni uyuz etti. Kızlar ne kadar burnu büyükse erkeklerde o kadar kılıbıktı. Başlarda Travis'i çok sevmiştim ama Abby'ye olan anlamsız takıntısı beni uyuz etti.

Konu olarak hiç bir şey yoktu. Bizim diğer kitaplarda okuduğumuz ana kurgunun gidişatının yanında olan aşk sahneleri birleştirilmiş bu kitap yapılmış gibiydi. Beni heycanlandırması gereken ama birazcık bile heycanlandırmayan ufak olaylar dışında bomboştu. Hiç Fanfic okudunuzmu bilmiyorum. Ben çok okurdum ve bir ara yazmıştım. Tıpkı o fanficler gibi sadece kız ve erkeğin etrafında dönen bir dünya vardı. Acemiceydi...

Şöyle dönüp okuyorumda çok ağır eleştirmişim. Ama gerçekten çok büyük şeyler beklemiştim kitaptan. Özellikle kitabın arkasını okuduğumda... ''İyi kız ve kötü çocuk...'' Bu kızın neresi iyi acaba? Kumar becerilerinin  duyulmadığı yer kalmamış.  ''Alkol kullanmayan, küfür bile etmeyen'' bunu okuduğumda özellikle ne çok gülmüştüm. Abby'nin sarhoş olduğu sahnelerin haddi hesabı yok. Neyse daha fazla kötülemek istemiyorum. Kitapta tek beğendiğim yer kitabın sonuydu. Şaşırdım diyemiycem çünkü böyle olacağını tahmin ediyordum ama güzeldi. Neyse tavsiye konusuna gelecek olursam benden tavsiye alamayın çünkü benim dışımda herkes beğenmiş bu kitabı. Sorun bendedir belki bilmiyorum. Merak ediyorsanız okuyun. İkinci kitabı almayı düşünmüyorum. Bu kitap bana fazlasıyla yetti.

Puan: 


Bu arada hala çekilişime katılmadıysanız buradan buyrunuz...