4 Ekim 2013 Cuma

Kitap Yorumu - Güzel Şeytan / Kelly Keaton

Tanıtım

VAZGEÇİLMEZ BİR GÜÇ. KAZANILMASI GEREKEN BİR SAVAŞ.
Karanlıgın Kızının sonundaki korkunç mezarlık savaşından sonra Ari ve arkadasları neyle karsı karsıya olduklarının farkındalar. Arinin basında Medusa laneti var ve bir gün dönüsecegi seykabuslarına giriyor. Daha da kötüsü, tanrıça Athena küçük Violetıkaçırdı ve simdi Ariyi yok etmekle tehdit ediyor. Ari, gözlerini ayıramadıgı Sebastian ile birlikte Athena hakkındaögrenebilecegi kadar çok sey ögrenmenin ve Violetı kurtarmanınpesinde. Fakat iyilikle kötülügün savası düsündügünden çok dahabüyük çapta. Bugüne dek hayal bile edemedigi kadar dehsetengizbir dünyaya çekiliyor yavas yavas. Karanlıgın Kızı ikinci kitapla devam ediyor. Bir kez daha mitoloji ve kötülük, bugünkünden çok farklı birNew Orleansta kol gezmeye devam ediyor.

______________________________________

Yorumum

Güzel Şeytan bitti. Bitti ama ben pek yazacak bir şey bulamıyorum. Orta halli bir kitaptı benim için. İlk kitap Karanlığın Kızı beklentimin altında bir kitap olmuştu. Belki birazda bu yüzden Güzel Şeytandan büyük bir şeyler beklememiştim. Açıkçası başta haklı olduğumu zannettim. Ama sonlara doğru beni çok şaşırttı. Olaylar karışıp daha heyecanlı bir hale geldi. Kitabı bitirdiğimde ise halimden gayet memnundum. Evet hoştu iyiydi ve kesinlikle Karanlığın Kızından daha güzeldi. 

Özellikle Yunan mitlerini seviyorsanız okumanız gereken bir seri olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar bir şeyler eksik gibi gelsede kurgu itibari ile sizi meraklandıran bir kitaptı. Özellikle ilk kitaba göre daha tatmin edici, ilgi çekici, gizemli  bir şekilde bitti. Bende büyük bir etki bırakmasa da serinin son kitabını merak ediyorum. 
İlk kitabı geçen sene okuduğum için çoğu şeyi unuttuğumu farkettim. Hatta bazen Karanlığın Kızını açıp bazı olayları hatırlattım kendime. Belki bu yüzden eksik bir şey varmış gibi hissediyorum, bilmiyorum.

Yazımın bundan sonrası spoiler içerebilir.

Başlarda haklıymışım ilk kitap gibi olacak sevmeyeceğim desemde sonlara doğru beni yanılttı. Başlardaki  sizi boğan detaylar, monoton sıkıcı okul, ders falan falan.. kitabın ortasında kayboldu ve kitabın ihtiyacı olan heyecan az da olsa geldi. Ve sanırım oradan sonra sevmeye başladım.
Ari'nin lanetini ortadan kaldırmak ve Athena ile yüzleşmek için kendini geliştirme çabaları hoştu ama malesef boştu. Çünkü hiç bir işe yaramadı bence. Daha doğru düzgün hiç bir şey öğrenemeden kendini Zeus'un tapınağında buldu. Madem kendini geliştiremeden oraya dalıcaktı neden kitabın yarısına kadar kütüphane, okul ıvır zıvırıyla uğraştı? Direk kitabın başında girseymiş tapınağa.
Sanırım fazla heyecan arıyorum ama sıkıldım gerçekten. Tamam lanetiyle ilgili çok şey öğrendi. Yararı oldu Kütüphanenin ama bu kısım çok uzun tutuldu. Ve Athena ile karşılaşması, savaş, kendine gelmesi falan aceleyle yazılmış gibi kısacık oldu. Ağırlık savaş kısmına verilseydi daha güzel olabilirdi.

Rahatsız olduğum başka bir konuda şu. Kitapta çok fazla tür var. Mesela bir vampirin bile sisdoğdu, gündoğdu, ve bir kaç değişik türü daha var. ( Tam hatırlamıyorum yanlış olmasın. ) Ama kitapta bunların hiçbiri doğru düzgün açıklanmamıştı. Ne yaparlar ne ederler ne yerler(!). Sebastian sisdoğduya dönüşene kadar kan içmediğini bile bu kitapta öğrendim mesela. Diğerleri ne içiyor o zaman? Kan içmiyorsa nasıl vampir? Ve birsürü beynimi kurcalayan soru. Araya sıkıştıraydın be yazarcım. İyi olacaktı hani. 

Daha fazla saçmalamadan bitirmek istiyorum :D Çok iyi şeyler beklemediğim için beni şaşırtan bir kitap oldu. Ne kadar şaşırtsada çok çok iyi değildi. Heyecan eksikti. Beynimi kurcalayan çok fazla soru bıraktı geriye. Neyse umarım son kitapta sorularıma cevap bulurum. :)

Puan


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder