23 Eylül 2013 Pazartesi

Kitap Yorumu - Gelin Koleksiyoncusu / Ted Dekker


Tanıtım

 FBI özel ajanı Brad Raines kariyerinin en karmaşık davasıyla karşı karşıyadır. Davanın ucunda dört genç kadını öldürmüş, sapık ruhlu ve bir o kadar da zeki bir seri katil vardır. Her şey, terk edilmiş bir ahırda bulunan genç bir kadın cesediyle başlar. Ölü beden çırılçıplak soyulmuş, başına bir gelin duvağı konulmuş ve koltuk altlarından desteklenerek duvara sırtından yapıştırılmıştır. Topukları matkapla delinen cesedin en büyük özelliği ise, hâlâ çok güzel görünüyor olmasıdır. FBIın Gelin Koleksiyoncusu olarak adlandırdığı katilin hedefi, mükemmelliğin sayısına yani Tanrının rakamı olan yediye ulaşmaktır. Bunun için sırada ölümü bekleyen üç masum ve güzel kadın daha vardır. Katili bulmak artık tam bir zaman yarışına dönüşmüştür. Davayı çözmekte zorlanan Bradin son umudu ise, yardım almak için başvurduğu sıra dışı kişi, şizofren tanısı konulan Paradisetır. Cesede dokunduğunda,o kişinin ölmeden önceki son dakikalarını yaşama yeteneğine sahip Paradise, korkunç katil Gelin Koleksiyoncusunun yakalanmasına yardımcı olabilecek midir?

__________________________________________________________________________________

 Yorum 

Hatırladığım kadarıyla bu benim okuduğum ilk Korku/Gerilim romanı. Bir ilk olarak hiç te fena değildi. :) Üstün zekaya sahip bir katil, onu durdurmak için her ne gerekiyorsa yapacak olan bir ajan... Başından beri siz herşeyin farkındasınız. Katil kim biliyorsunuz hatta onun düşünceleriyle başbaşasınız. Kitabın çoğu yerinde başınızı duvarlara vurmak istiyorsunuz ve son 300 sayfada siz daha ne olduğunu kavrayamadan bir koşuşturma bir kargaşa başlıyor. Bir bakmışsınız kitap bitmiş. :)

Buradan sonrası ağır spoiler içerir. :)

İlk 100 sayfada gerçekten odaklanmakta zorluk çektim. Defalarca kitabı elimden bırakıp tekrar aldım. Sanırım yabancı olduğum bir tür olduğu için gerçekten zor alıştım. Ama kitap sinsice sizi içine çekiyor ve kitabı yarıladıktan sonra bir daha bırakamıyorsunuz. 

Kitap FBI'ın  Gelin Koleksiyoncusu adı verdiği psikolojik sorunları olmasına rağmen çok ama çok zeki bir katilin 4. kurbanının bulunmasıyla başlıyor. Katilimiz kendini Tanrı tarafından gönderilen bir mesih zannediyor ve mükemmelliğin sayısı olan 7 güzel kadını vücudundaki tüm kanı boşaltarak öldürüp Tanrıya sunmakla görevli olduğunu düşünüyor. Kadınların en güzeli yani 7.si katilin 7 yıl önce ölümünü planladığı onu reddeden bir kız! 

Ajanımız Brad katilin yakalanmasında yardım etmelerini istemek için Sağlık ve Zeka Merkezine başvuruyor. Sağlık ve Zeka Merkezi  dışarda deli gözüyle bakılan ama aslında insanüstü zeka seviyelerine sahip insanları barındıran bir kurum. Orada kalanlar hem kendi zekalarını kullanacak alanlar buluyor hem de psikozlarını tedavi ediyor. Yani bizim bildiğimiz Tımarhanelerden çok çok farklı bir yer. :) Ajanımız Brad kızımız Paradise ile burda tanışıyor. Paradise ve arkadaşları davada yardım etmeyi kabul ediyor. 

Ve işte olaylar buradan sonra kızışıyor. Kızımız Brad'e yardım edebilmek için beynindeki engelleri aşabilmesi lazım ve bu hiç kolay değil!


Paradise'ın beynindeki karışıklıkları ve önyargılarını okumak nevrinizi döndürüyor. Sersemletiyor, bezdiriyor. :)

Katil güzelleri katletmeye devam ederken bizimkilere türlü türlü oyunlar düzenliyor. Ve sonuncuya yani 7. gözdeye sıra geldiğinde bizimkiler olayı çoktan çözmüş ama içinden çıkılmaz durumla karşı karşıya kalmışlardır.

Kitabın bazı yerlerinde çok fazla detaya girilmesi ve gereksiz betimlemeler yapılması beni rahatsız etsede olaya kapılınca aklımdan uçup gitti. :) Hani öyle mükemmel ötesi bir kitap değildi. Zaten siz en başından beri herşeyi bildiğiniz için neler olacağını tahminde edebiliyorsunuz az çok. Ama buna rağmen beni heycanlandıran bir kitaptı. :)


Puan





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder