27 Eylül 2013 Cuma

Kitap Yorumu - Koruyucu / Cynthia Hand

Çevirmen: Berna Kılınçer
Yayınevi: DEX

Arka Kapak  

Clara Gardner yarı melek olduğunu yeni öğrendi.
Damarlarında melek kanının akıyor olması onu insanlardan daha zeki, daha güçlü ve daha hızlı kılmakla kalmıyor, ona verilen bir görevle, bu dünyaya gönderilmesinin bir amacı olduğu anlamına da geliyor.
Ancak sorun şu ki bu görevin ne olduğunu kimse bilmiyor, öğrenmek de kolay değil.
Hayallerinde gördüğü bir orman yangını ve bir yabancı, onu yeni bir kasabaya, yeni bir okula götürüyor. Hayallerindeki çocuğu, Christianı gördüğü anda her şey hem bir anlam kazanıyor hem de bütün anlamını kaybediyor. Çünkü ortada, Claranın melek olmayan tarafını cezbeden bir başka erkek daha var: Tucker.
Clara, hiç bilmediği bu dünyada yolunu bulmaya çalışırken birden ortaya çıkan tehlikelerle yüzleşmek ve hiç istemediği seçimler yapmak zorunda kalıyor. Dürüstlük mü, ihanet mi? Aşk mı, görev mi? İyi mi, kötü mü?
Hayallerindeki yangın nihayet dindiğinde Clara kaderiyle yüzleşmeye hazır olacak mı?
Cynthia Handin yeni serisinin ilk kitabı olan Koruyucu, bir koruyucu melek olan Claranın, kurallara uymakla kalbinin sesini dinlemek arasında kalışını anlatan, bir aşk ve kader hikayesi.

_________________________________________________________

Yorum

Pamuk gibi bir kitabı bitirdim. Elimden bırakmak istemememe rağmen bitti gitti. Pamuk gibi diyorum çünki öyle. :D 2 gündür etrafımdaki herkese gösterip pamuk pamuk diyorum deli gibi. :D Neden öyle diyorum bilmiyorum. Ama kitap bana tıpki pamuk gibi yumuşak pamuk şeker gibi tatlı geldi. >.< 
Koruyucuyu 10 Eylül 2012 de almışım ve şimdi okudum. Aklımdan zorummu var benim? Neden bu pamuk gibi kitabı 1 yıl bekletmişim?



Asın Beni.


Neyse ciddi ciddi yorumuma geçiyorum. :)

Kitabı okumayanlar için spoiler bulunabilir.

Koruyucu son zamanlarda bolca aşina olduğumuz meleklerle ilgili. Detaya girmeden bahsedersem kızımız Clara bir Nefilim. Yani melek kanına sahip. Bir yarı meleğin kızı yani çeyrek melek gibi bir şey. Tam adıyla Quartarius. Ve bu meleklerin dünyada bulunmalarının birer amacı var. Her meleğin gerçekleştireceği bir görevi var. Clara görevi ile ilgili vizyonları görmeye başlamasıyla başlıyor kitap. Tek gördüğü şey alevler ve bir oğlan. Gördüğü vizyondaki yeri öğreniyor ve apar topar oraya taşınıyorlar. Jackson Hole'e..

Clara'nın vizyonda gördüğü çocuğu bulması uzun sürmüyor. Christian.. Yakışıklı Christian.. :D
Ve bundan sonra olaylar çok hızlı ilerliyor. Clara vizyonlarında Christian'ı o yangından kurtarması gerektiğini düşünüyor. Ve kendini geliştirmeye ve yangını beklemeye başlıyor. Tabi bu arada Christianla yakınlaşmaya çalışıyor. Bu kolay değil çünkü Christian okulun gözde(!) çocuklarından. 

Ve bir de Tucker var tabi. Ölünesi Tucker! :D 
Clara ile olan atışmaları beni yerlere yatırdı. Bir karakter gerçekten bu kadar samimi olabilir. :)
Kitabın ortasına kadar Clara gör şu çocuğu dedim. Saçımı başımı yoldum ve istediğimi elde ettim :D Tuckerla olan ani yakınlaşma beni şaşırttı. Evet Tucker'la olmasını istiyordum ama olmaz zannediyordum. Ama oldu. :) 
Sanırım Clara'yı ben çok sevdim. Çünkü çoğu karakter gibi iki oğlanı birlikte idare etmek gibi bir şey yapmadı. Gözüme girdi. 
Her ne kadar gördüğü vizyon ona illede Christian'la ol desede o dinlemedi. İyimi yaptı kötümü bilmiyorum. Bunu diğer kitapta görücez. :)

Kitapta özellikle hoşuma giden Claranın espri anlayışı yada yazarınmı demeliyim. Kadın sizi güldürüyor. :)

Kitapla ilgili tek olumsuz düşüncem ise bazı şeylerin tahmin edilebilir olmasıydı. Angela dan bahsettiği ilk cümleden ne olduğunu anladım mesela. Ama bu pek sorun yaratmadı.. Gerçekten kitapta bazı şeyleri tahmin edebilmeme rağmen yinede olanlar beni şaşırttı. Güzel bir çelişki. :)

Son olarak kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitaptı. Çok sıradışı bir konusu olmasada pamuk gibiydi. :) Başladığınızda akıp giden bir çırpıda biten yüzünüzü gülümseten türden bir şeydi. :) Gerçekten çok eğlendim okurken. 

Puan













23 Eylül 2013 Pazartesi

Kitap Yorumu - Gelin Koleksiyoncusu / Ted Dekker


Tanıtım

 FBI özel ajanı Brad Raines kariyerinin en karmaşık davasıyla karşı karşıyadır. Davanın ucunda dört genç kadını öldürmüş, sapık ruhlu ve bir o kadar da zeki bir seri katil vardır. Her şey, terk edilmiş bir ahırda bulunan genç bir kadın cesediyle başlar. Ölü beden çırılçıplak soyulmuş, başına bir gelin duvağı konulmuş ve koltuk altlarından desteklenerek duvara sırtından yapıştırılmıştır. Topukları matkapla delinen cesedin en büyük özelliği ise, hâlâ çok güzel görünüyor olmasıdır. FBIın Gelin Koleksiyoncusu olarak adlandırdığı katilin hedefi, mükemmelliğin sayısına yani Tanrının rakamı olan yediye ulaşmaktır. Bunun için sırada ölümü bekleyen üç masum ve güzel kadın daha vardır. Katili bulmak artık tam bir zaman yarışına dönüşmüştür. Davayı çözmekte zorlanan Bradin son umudu ise, yardım almak için başvurduğu sıra dışı kişi, şizofren tanısı konulan Paradisetır. Cesede dokunduğunda,o kişinin ölmeden önceki son dakikalarını yaşama yeteneğine sahip Paradise, korkunç katil Gelin Koleksiyoncusunun yakalanmasına yardımcı olabilecek midir?

__________________________________________________________________________________

 Yorum 

Hatırladığım kadarıyla bu benim okuduğum ilk Korku/Gerilim romanı. Bir ilk olarak hiç te fena değildi. :) Üstün zekaya sahip bir katil, onu durdurmak için her ne gerekiyorsa yapacak olan bir ajan... Başından beri siz herşeyin farkındasınız. Katil kim biliyorsunuz hatta onun düşünceleriyle başbaşasınız. Kitabın çoğu yerinde başınızı duvarlara vurmak istiyorsunuz ve son 300 sayfada siz daha ne olduğunu kavrayamadan bir koşuşturma bir kargaşa başlıyor. Bir bakmışsınız kitap bitmiş. :)

Buradan sonrası ağır spoiler içerir. :)

İlk 100 sayfada gerçekten odaklanmakta zorluk çektim. Defalarca kitabı elimden bırakıp tekrar aldım. Sanırım yabancı olduğum bir tür olduğu için gerçekten zor alıştım. Ama kitap sinsice sizi içine çekiyor ve kitabı yarıladıktan sonra bir daha bırakamıyorsunuz. 

Kitap FBI'ın  Gelin Koleksiyoncusu adı verdiği psikolojik sorunları olmasına rağmen çok ama çok zeki bir katilin 4. kurbanının bulunmasıyla başlıyor. Katilimiz kendini Tanrı tarafından gönderilen bir mesih zannediyor ve mükemmelliğin sayısı olan 7 güzel kadını vücudundaki tüm kanı boşaltarak öldürüp Tanrıya sunmakla görevli olduğunu düşünüyor. Kadınların en güzeli yani 7.si katilin 7 yıl önce ölümünü planladığı onu reddeden bir kız! 

Ajanımız Brad katilin yakalanmasında yardım etmelerini istemek için Sağlık ve Zeka Merkezine başvuruyor. Sağlık ve Zeka Merkezi  dışarda deli gözüyle bakılan ama aslında insanüstü zeka seviyelerine sahip insanları barındıran bir kurum. Orada kalanlar hem kendi zekalarını kullanacak alanlar buluyor hem de psikozlarını tedavi ediyor. Yani bizim bildiğimiz Tımarhanelerden çok çok farklı bir yer. :) Ajanımız Brad kızımız Paradise ile burda tanışıyor. Paradise ve arkadaşları davada yardım etmeyi kabul ediyor. 

Ve işte olaylar buradan sonra kızışıyor. Kızımız Brad'e yardım edebilmek için beynindeki engelleri aşabilmesi lazım ve bu hiç kolay değil!


Paradise'ın beynindeki karışıklıkları ve önyargılarını okumak nevrinizi döndürüyor. Sersemletiyor, bezdiriyor. :)

Katil güzelleri katletmeye devam ederken bizimkilere türlü türlü oyunlar düzenliyor. Ve sonuncuya yani 7. gözdeye sıra geldiğinde bizimkiler olayı çoktan çözmüş ama içinden çıkılmaz durumla karşı karşıya kalmışlardır.

Kitabın bazı yerlerinde çok fazla detaya girilmesi ve gereksiz betimlemeler yapılması beni rahatsız etsede olaya kapılınca aklımdan uçup gitti. :) Hani öyle mükemmel ötesi bir kitap değildi. Zaten siz en başından beri herşeyi bildiğiniz için neler olacağını tahminde edebiliyorsunuz az çok. Ama buna rağmen beni heycanlandıran bir kitaptı. :)


Puan





Kitap Tanıtımı - Sert Rock / Olivia Cunning


Günahkarlar turnede serisinin ikinci kitabı Ser Rock ön siparişte! Tutkulu notalar kısa sürede çok beğenilmişti. Ephesus devamını isteyenleri çok bekletmeden ikinci kitabı da bize sundu. Ve yinee tabiki orjinal kapakla. :)



Sayfa Sayısı:  427
Çeviren: Tuba Özkat
Yayınevi:  Ephesus Yayınları

Arka Kapak

Turne otobüsünde geçirilen sıcak anlardan sonra, ayrılıklarının büyük bir hata olduğunu bir kez daha keşfeden iki genç

Metal vokalisti Sed Lionheart yalnızca sesini kullanarak binlerce kadını çılgına çeviren bir rock yıldızıdır. Ne var ki, Jessicayı kaybettiğinden beri kendisini tutkulu hissedebildiği tek yer sahnelerdir
Hukuk fakültesinde okuyan Jessica, kalbi paramparça olsa da Sedle olan ilişkisini sonlandırarak kendi çabalarıyla başarıya ulaşmakta kararlıdır. Ancak önceden tahmin edemediği bir gerçek vardır; etrafındaki hiçbir erkek Sedin yerini dolduramayacaktır
Dizginlenemeyen arzular, kalabalıklar içindeki ahlaksız yakınlaşmalar ve tüm bu yaşananların alevinde parlamak üzere olan skandallar Hazır mısınız?

________________________________





21 Eylül 2013 Cumartesi

Eylül Ayı Çekilişler







________________________________




___________________________________



__________________________________



_________________________________




________________________________



___________________________



___________________________



____________________________


_____________________________


_____________________________


___________________________


__________________________


_____________________________


__________________________________


____________________________


___________________________


___________________________


__________________________



12 Eylül 2013 Perşembe

Yeni Cicilerim! :)

     
Evett!! Yeni cicilerime kavuştum. :)
Kitapsihirbazı bu ay Pegasus Yayınlarında %40 indirimli. Fırsat bu fırsat deyip almak istediğim Pegasusları dizdim. :D


 Bir Isırık Daha
 Beastly  
 Kanatlar
Gregor ve Gri Kehanet  
 Silüet  
En Karanlık Zevk
Aynı Yıldızın Altında
Yakut Kırmızı


Sanırım en çok En Karanlık Zevk için sabırsızlandım. Çok özledim Karanlığın Efendilerini. Galiba bu gece En Karanlık Zevkle uyuycam. :D




Kitap Yorumu - Cadı / Yasmine Galenorn


Tanıtım

Biz D’Artigo kardeşleriz: Öteki Dünya Haber Alma Ajansı’nın yarı insan,yarı peri,seksi ve zeki ajanlarıyız.Fakat insan ve peri karışımı kanımız,olmadık zamanlarda yeteneklerimizi etkileyerek,bizi zor durumda bırakıyor.Kardeşim Delilah,stresli durumlarda küçük bir kediye dönüşüyor.Menolly,hala ölümsüz olmaya alışmaya çalışan,bir vampir.Ve ben mi?Ben Camille,harika bir cadıyım.Düşmanlarıma zor anlar yaşatan sihirlerimin sonuçları,havalar kadar tahmin edilemez olsa da...
Ajanlarımızdan biri olan,Jocko,Öteki Dünya’ya açılan kapı ve aynı zamanda insanların ve bizim gibi perilerin takıldığı bir bar olan,Wayfarer Inn’de öldürüldü.Her ipucu bizi,Yer altı Ülkelerinin ruh yiyici,kötü kalpli lideri,Gölge Kanat’a götürüyordu.İnsanlığı yok edip,Dünya’yı ve Öteki Dünya’yı kendi oyun alanı haline getirmek istiyordu.Bizim görevimiz: Gölge Kanat ve adamlarının,Wayfarer’dan Dünya’ya geçmelerini engellemekti.Cinler,birden,Dünya’da belirdiler.Ve önlerinde,sadece, ben ve beceriksiz kardeşlerim vardık.Ama onlar için,bir sırrımız vardı: hatalı bir tür olabilirdik ama hiç kimse,D’Artigo kardeşlerle başa çıkamazdı...

_____________________________________________

Yorumum

Cadı uzun zamandır başlamak istediğim ama ertelediğim bir kitaptı. Ertelediğime pişman oldum açıkcası. Beni rahatsız eden çok fazla şey olmasına rağmen yine de severek bitirdim. Fantastik öge açısından çok zengin bir kitaptı. Hatta olayların dünyada gelişmesine rağmen Chase dışında hiç normal insan geçmedi kitapta. :) 


Bu kısımdan sonrası spoiler içerir.

Önce biraz hoşuma giden kısımlardan bahsetmek istiyorum. İlk kitabı anlatan en büyük kızımız Camille, güçlü bir karakter. Kardeşlerine bağlı, zeki, baskın tipte bir kız. Ne kadar büyüleri bazen sapsa yada farklı bir büyüye dönüşsede gücü göz ardı edilemeyecek kadar fazla. :) Ve bir de sevgilileri var tabi. 1 Kitapta 3 oğlan birden. Pek hoşuma gitmese de bu olay çok takılmamaya çalıştım. Açıkcası 3ünüde sevmedim. Kitap okadar koşuşturmayla geçiyorki erkek karakterleri tanımanıza izin vermiyor sanki. Hadi şu ormandan geçerken şu ejderhayı da haremime ekleyeyim deyip peşine takıyor Camille.:D Ve tilki çocuk var tabi. Birden bire size yardıma geldim diyip Camillenin yatağa alacaklar listesine giriyor. Yok yani kıskançlık değil bu ama öyle pat diye hoşuma gitmedi açıkcası. :) Hiç doğru düzgün bir aşk sahnesi yokki anacım. Hemen bir etkilenmeler bakışmalar sonra gelsin yiyişmeler. Neyse susuyorum. :D

Ortanca kedi kızımız Delilah. Kitapta hiç bir kızımıza ısınamadım açıkcası ama Delilah bir adım önde. Kötünün iyisi sanırım. :) Kızımız çok cici ve iyi kalpli. Oda dönüşümü olayına pek hakim değil. Olur olmadık yerde kedi olup suratınıza atlayabiliyor. :)

Kedi iyidir hoştur...
Kediciğimizin sevgilisi Chase var bir de tabi. Sevgili olmalarına sevinmiştim açıkcası. Ama Delilahın ablasına aralarında olanları ''aslında hiç zevkli değildi - aslında o kadar sevmiyorum - aslında o uzulmesin diye yaptım'' edalarıyla anlatması sinirimi bozdu. Sevmişsinki onunlasın kızım niye kıvırıyorsun işte. :) Zaten Chase onca insan dışı varlıkların arasında kalmış. Ona bir hayli acıdım. Zaten biraz fazla korkak bir çocuk. :)

En küçük kızımız Menolly bir vampir. Kendi isteği dışında dönüştürülmüş. Biraz içine kapanık ve asi bir karakter. Ama bir hayli güçlü bir kız. Gündüzleri uyuduğu için kitapta en az bahsedilen kızımız malesef. Ama geceleri işlerin çözülmesine çok yardımcı oluyor. :) 

Çok farklı bir fantastik dünyayı barındırıyordu kitap. Alışana kadar zaten kitabı yarıladım sayılır. :) Olaylar çok çabuk gelişiyor ve çözülüyor. Bazı kısımları sinirimi bozsada olayları çözmeleri içimi rahatlatıyor. :)
Sinirimi bozan farklı bir konuya değinmek istiyorum. Camille ya doğaüstü bir zekaya sahip yada cadılığı aşmış ve kahin olmuş. Bir kaç örnek verirsem ne dediğimi anlayacaksınız.

Mesela adı  Serseri Luke olan  peşlerindeki adamı sadece dış görünüşünün tarif edilmesiyle tanıyor. Babası yıllar önce onunla savaşmış ve kızlara anlatmış ama yinede bu kadar çabuk adamı tanıması bana saçma geldi. Ve birde Delilahın kokusundan Chasele yattığını anlıyor görür görmez. Tamam bir cadısın kokusundan anlıyorsun belki ama ne biliyim kız kapıdan girer girmez a bak Chase le yatmış. Hiç tereddüt yok düşünmek falan yok. Sonra bir de ormandaki kızı görünce şıp diye Jockonun günlüğündeki kız olduğunu anlaması falan. Ne bir ipucu ne bir çaba. Olaylar su gibi çözüldü gitti tabi böyle olunca.


Neyse çok fazla olumsuz şey yazmama rağmen kitap iyiydi. devamınıda okuyucam. Belki anlatan kız değiştikçe dahada güzelleşir. :)

Puan



11 Eylül 2013 Çarşamba

Mimlenmişiz :)

Mimlenmişim derken sobelenmişim gibi hissediyorum. :D Benzemiyoda değil hani. Sobe! :D
Bu benim 2.mimim. Kitap Yorumları na teşekkür ediyorum. Ve sorulara geçiyorum. :)

1) Asla yapmam deyip yaptığın bir şey?

Genelde büyük konuşmam ama hep ben gondola binmem diye diretmişimdir. Geçenlerde ev arkadaşlarım sağolsun onu bile yaptırdılar bana. :)

2) En sevdiğin kelime? 

Yavrum. Arkadaşlarıma yavrum diye hitap etmeyi çok seviyorum. Evet ben bir sapığım. :)

3) En nefret ettiğin kelime?

Kanka. Hiç sevmem. Kullanmam. O ne öyle. Çok kaba bikere. =/

4) En çok kullandığın küfür ya da küfre benzer kelime? (Cevaplar çokta kötü olmaz değil mi?) 

Geri zekalı, Mal. Kızlara da genelde kaşar diyorum. :D 

5) En çok hangi kitap/dizi/film karakterinin gerçek olmasını isterdin?

Karanlığın Efendileri serisinden Paris. Aşktır o. Candır o. :):) Ama gerçek olsa ülkenin hali ne olur bilemem. :D

6) Seni kızdıracak ne yaparlarsa katil olursun?

Burdaki katil olmayı mecazi olarak algılıyorum ona göre yazıyorum. :) Sanırım bana yada aileme biri küfretse katil olmuş kadar olurum. :)

7) Gözünü kör eden bir şey? (Aşk gözünü kör etmiş derler ya o şekilde bi'şey)

Kıskançlık. Cidden kör olurum. Çok pis kıskanırım. Benim olan benimdir.

8) Dostunun erkek olmasını mı kız olmasını mı tercih edersin?

Kız olması daha iyi bence. Erkeklerle herşeyi konuşamamki birkere. Beynimiz bile farklı çalışıyor sonuçta. :D

9) Unutamadığın bir çocukluk/gençlik anın?

6. sınıfta yatılı okuldayken yatağımın üzerine oturdu diye bir kızla kavga etmiştim. Olay birbirimizin çarşaflarını yırtıp pencereden atmaya kadar büyümüştü. :D Oh iyi yapmışım. 

10) Herhangi bir soruya verdiğin en saçma cevap?

-Bana şerefsiz olduğumu söyleyebilirmisin?
-Kime göre şerefsiz?

Ne içmişimde böyle bir cevap vermişim bilmiyorum. Şerefsizliğin sana göre bana göresimi var. :D Ama sorun bende değilki. Soru birkere mantıksız. Benim cevap ayrı mantıksızda neyse :D


Evet sorularım bitti. :) Bende mimlediğim kişileri yazıyorumm. 



Ne Okuyorum? - Cadı / Yasmine Galenorn

2012 Ekim ayında almışım bu kitabı. Neredeyse 1 yıldır kitaplığımda bekliyor bu güzel. Sonunda elime alabildim. Okuduğum yere kadar baya hoş bir kitap. Öyle aman aman bir kurgusu yok ama eğleniyorum. :)
Bitirir bitirmez yorumum burda olucak. 


Mutlu günler. :)

9 Eylül 2013 Pazartesi

Kitap Tanıtımı - Nefes / Sarah Crossan



Arka Kapak

Oksijen dünyada en çok bulunan elementti ama bir gün tükendi.
Tükenişten sonra hayatta kalmak isteyenler, şimdi nefes almak için para ödemek zorundalar. Peki ya ödeyemeyenler? Ya da her şeyin daha farklı olabileceğini düşünenler?

Üç genç bir gün, tüm yaşamlarını geride bıraktı...
Alina, değişimin gerçekleşeceğine inanan bir Direnişçiydi.
Quinn, hiçbir zaman hava için endişelenmemiş bir Asıl.
Bea ise her zaman hava için endişelenmiş bir Yedek.

Bir noktada kesiştiler ve hayatlarından çok daha fazlasını değiştirdiler.

 Sarah Crossanın tüyler ürpertici ve kışkırtıcı hikayesi, daha güzel bir dünya hayaline dayanıyor ve cesur kahramanları umut, korku ve heyecanla savaşıyor.


Book Trailer



_________________

Ve Dex'in yeni cicisi Nefes bizimle. Dex kendini aştı artık. :) Yeni yeni serilerle yüzümüze güldürmeye devam ediyor. :)

Nefes'in orjinal kapağı daha çok hoşuma gitti. Orjinali kullanılsaymış iyi olurmuş güzel olurmuş. :)





Kitap Yorumu - Opal / Jennifer L. Armentrout

Arka Kapak

Daemonın duygularından bir türlü emin olamıyordum ama son günlerde hiç tahmin etmediğim kadar ciddi olduğunu kanıtladı. Birlikte akıl almaz tehlikelerden geçmiş ve bölük pörçük ilişkimizi bir araya getirmeye kendimizi öyle kaptırmıştık ki... şey... ah tamam, söylüyorum işte: O yanımdayken tüm bedenimin
titremesini dindiremiyorum, birlikteyken adeta ateş alıyoruz.

Ama bizim dışımızda bir sürü sorun var. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ailesini koruyamıyor, ona yardım etmeliyim.

Yaşadıklarımdan sonra artık eski Katy değilim. Bambaşka biriyim, geleceğim öyle belirsiz ki... Bizi sorunların çözümüne yaklaştıran her adım, aslında içinden çıkamayacağımız korkunç bir organizasyonun parçalarına götürüyor.

Ölümler hâlâ acı veriyor, yardımlar en beklenmeyenden geliyor ve dostlar en ölümcül düşmanlara dönüşüyorlar ama biz geri adım atmayacağız. Sonunda dünyamız sonsuza kadar paramparça olsa bile.

Birlikte güçlüyüz... ve onlar bunu biliyorlar.

______________________________

Dex yayınevinden çıkan Lux serisinin 3. Kitabı Opal çığlıklar eşliğinde bitti. :)

Kitap nasıl başladı nasıl bitti hiç anlayamadım. 2. kitaptan sonra oluşan bazı sorular vardı. Birkaçı yavaş yavaş açığa çıktı. Son bölüme kadar bir kaç olay dışında sakin ilerledi diyebiliriz. Ama son bölümü yazarcığım biz kalp krizi geçirelim diye özenle kurgulamış sanki...

Yazının buradan sonrası ağır spoiler içeriyor. :)


Malum yazarımız kitap sonlarında ağzımızı açık bırakmaya alışkın. 2. kitabın sonunda  Dawson çıkagelmişti. Ve Opal bu olayın bir kaç hafta sonrasından başlıyor.
Daemon bu kitapta daha bir romantik daha bir albenili. :) Kendi deyimiyle değişmiş bir halde. Tabi asla değişmeyecek olan kendini beğenmişlik huyu dışında. Değil Katy on tane Katy gelse değişmez bu zaten :D  
Dawson geldi gelmesine de aklı hala geride bıraktığı Beth'de. Onu kurtarmak için sürekli kaçması bizimkilerin baya canını sıkıyor. Ve ona yardım etmek için söz veriyorlar. Ve sanırım işler burdan sonra kızışıyor.

Blake'in tuzaklarına doyamayan (böyle diyorum ama ona bende kandım. :( ) grubumuz yine ona kanıyor ve onunla bir plan yapıyor. 2 melez ve 6 luxen Daidalos kalesine girebilmek için çalışmaya başlıyor.

Katy arkadaşlarını kaybetmeye devam ediyor. Dee Adam'dan sonra artık eskisi gibi değil. Ve şimdide Carissa artık yok.
Kayıplar artıyor ve artık herkes bir şeylerden şüphe ediyor. Adam'ın anlık ölümünden, öldü denilen Dawson'ın çıkıp gelmesinden, Dawson'ın Beth'in yerini bilmediğini iddia etmesinden. Ve şimdide Carissa.. 
Katy'e gerçekten çok acıdım. Özellikle Dee'nin artık ona soğuk davranması ve Ash ile yakınlaşması yaralarına iyice tuz basıyor desem yeridir. 

Ve Daidalos kalesi. Herşey mükemmel ilerlerken o Blake yokmu o Blake... Neyse küfretmiyorum iyiyim.



Kitabın sonunda bunu yapmayı o kadar çok istedimki... :D Kitabı öylebir şok içinde bitirdimki nasıl yatağıma girip uyuduğumu hatırlamıyorum.  Yorumuda 2 gün sonra yapabildim artık siz düşünün.

Ah Opal bitti ama bende bittim. Neyse bir Opal biter bir Origin başlar. :) Origin'in tanıtımını okuyunca of anam of dedim. :) Böyle biten bir kitaptan sonra Origin gibi dehşet bir kitap gelmeliydi zaten. :)

Puan








1 Eylül 2013 Pazar

Ağustos Ayında Okuduklarım


 Benim için kitap bakımından güzel bir aydı. Malum okuyamama hastalığımı yenmiş bulundum. :) Özellikle bayram girince araya daha bir etkili oldu. :).
Bakalım bu ay neler okumuşum?







Tutku - Lauren Kate ( Düşüş Serisi 3 )                                                                                           Ayın başında elimde hala Tutku sürünüyordu. Bu seriyi bitirmeye inat ettim sanırım. Keşke beni daha çok mutlu edebilse bu seri. Yok anacım zorluyorum bende belli bir seviyeden daha ileriye gitmiyor. Bu kitapta diğerleri gibi geçti gitti. Ne oldu nasıl oldu anlayamadım. İşleri çözeyim diye kendimi yorarken bir bakmışım kitap bitmiş ve ben hala bir şey anlamamışım. Neyse sadece son kitap kaldı. Sabır diyorum.
____________________________________________________________________________________________                                      


     Gölge Ve Kemik - Leıgh Bardugo                                                                                               Sanırım bu ay okuduğum en iyi kitaptı. Aşırı sürükleyiciydi. Yeri geldiğinde şaşırtan yeri geldiğinde hayran bırakan  bir kitaptı. Kitaplığımda beklettiğime çok pişman oldum. İkinci Kitap çıksada okusak *.*

____________________________________________________________________________________________



Kutsanmış Kan - Samantha Young ( Kan Günlükleri 1 )                                                Kitaplığımda beklettiğime pişman olduğum bir kitap daha... Sen ne şeker bir şeysin öylee :) Öyle muhteşem bir konusu olmamasına rağmen kendini size çok sevdiren bir kitaptı.:) Zaten bir günde  hemencecik bitti. Ağustosun gözdelerinden oy. :) 


____________________________________________________________________________________________





 Aşka Düşüş - Lauren Kate ( Düşüş Serisi 3.5 )                                                                             Ve Aşka Düşüş. Bir ayda 2 düşüş romanıyla sınırlarımı zorluyorum resmen. :D Malesefki kötü anlamda. Bayram atıştırmalığı niyetine okumuştum. Pekte zevk aldığım söylenemez. Blogtaki yorumumuma burdan ulaşabilirsiniz. TIK TIK
________________________________________________________________________________________________
Elit - Kiera Cass ( Seçim 2 )                                                                                                          Ayın sanunda da elime Elit geçti. Bu yüzden mutlu mutlu bir veda ediyorum Ağustosa. Bir kaç pürüz dışında Elit de çok mutlu etti beni. Elit yani bu etmezmi. :) Son kitabın çokmasına çoook uzun bir süre var ne yapacağım bilmiyorum. Detaylı Elit yorumum için TIK TIK.