28 Nisan 2013 Pazar

Sırada ne mi var? / Maskesiz - Monica Mccarty


Bilgiler

Sayfa Sayısı : 376
Basım Tarihi : 2011-2
Çeviren : Aslan Bağdatlı

Konu

Yiğit görüntüsü, korku uyandıran şöhreti ve dillere destan dövüş becerileri Alex MacLeod'un kaya kadar sert bir paralı asker rolüne bürünmesi için biçilmez bir kaftandı. Klanını korumak için bu gizli görevi üstlenen Alex, asıl amacını kimseye belli etmeyeceğine dair yemin etmişti. Ancak bu cesur girişimi, bizzat haydutların elinden kurtardığı güzel bir kadın tarafından tehdit edilir; bu masum meleğin bir anda planlarını tehlikeye atacağı aklının ucundan bile geçmemektedir. Meg Mackinnon onu koruyacak ve klanını ayakta tutacak güçlü bir eş arayışı içindeydi; ta ki bir gece yarısı delici mavi gözleri ve toy şehvetiyle karşısında onu görüp soluksuz kalacağı ana dek. Alex hiç sadakati olmayan bir paralı asker gibi davranır, ancak hiç de öyle değildir. Meg, ateşe doğru yürüdüğünden habersiz, onun tüm karanlık yönlerini keşfetmeye çalışır ve tehlikenin boyutları giderek artar, özellikle de bir İskoç erkeğinin maskesini indirmeye cesaret edecek bir kadın için.


Kitap Yorumu - Oniks / Jennifer L. Armentrout


Öhüm! Oniks bitti!! :(
Bitmesin diye azar azar sindire sindire okudum ama elden ne gelir. 
İlk kitaba bayılmıştım ama bu ondan kat kat daha güzel olmuş.  Opal çıkana kadar kalpten gitmem umarım. :(

Odun Daemon biraz yontulmuştu bu kitapta. Bu kendince 'romantik' halleri çok hoşuma gitti. :D Ama Daemon bu ne kadar yontulsada odun yine odun. :D
 Tüm kitap boyunca defalarca gülmekten yerlere yattım. Atışmaları ilk kitaptakimden çok daha eğlenceliydi. :D 
Okuyanlar bilir hele o başlardaki kurabiye sahnesi neydi öyle? :D Otobüste okuduğum için doyasıya gülemedim. Eve gelince açıp o kısmı okuyup doya doya güldüm. :D Naptın Jennifer? Canımıza kastınmı var? :D

Birde Blake var tabi... Konuya bu kitapta dahil olan niyetinin baştan beri kötü bişi olduğunun bariz olarak hissedildiği çocuk. Katy hariç tabi. Nasıl anlamaz cidden aklım almıyor. Başından beri Daemon söylemişti. Bu kızdaki inat cidden biraz sinir bozucu...

Dee'nin yaralandığı sahnede kendimi tutamadım ağladım. Çok kötü hissettim ya. Nasıl olurda Blake embesili hem Dee hemde Adam'dan daha güçlü olur? Zavallı Adam. İyi çocuktu... Bunlardan sonra Ash'in Katy hakkında düşünceleri birdaha olumlu olmuycak diye düşünüyorum. Bence haklıda... Birde Dee var tabi. Kolay toparlanamaz. :(

Son 100 sayfada kendimi kaybettim resmen. Genel olarak o kadar hızlı ilerledi ki... Tam herşeyden umutsuz şekilde biticek diye son sayfayı çevirmiştimki bir de ne çıktı karşıma ? Dawson... Cidden kurtulacağını beklemiyodum. Sanki yazar Opal için daha çok heycanlanalım, kuduralım, ölelim diye bilerek yapmış. Ve aynende öyle. Ölüyorum meraktan. :(

Ama söz konusu DEX olunca fazla beklemiyceğimizi umuyorum. :)


Puan:


.

25 Nisan 2013 Perşembe

Kitap Yorumu - Eşleşme / Ally Condie


Eşleşmeyi şu saat itibari ile bitirmiş bulunmaktayım. Düşüncelerime gelince çok değişik duygular içindeyim. :D Önce beklediğim gibimiydi? Evet. Sanırım. :)
Tam anlamıyla dört dörtlük olmasada kurguyu ele alarak bakarsak mükemmeldi. Çoğu yerde kendimce mantık hataları bulup sonra kitabın sonuna doğru bunların hata değilde aslında ince işlenmiş detaylar olduğunu farkedince bir güzel kapak oldum :D

Kitapta anlatılan düzen yani 'Toplum' çok iyi bir şekilde kurgulanmış. Hayran olmamak elde bile değil. Hatta başta 'oh ne güzel dünya' bile demiştim. Ama ilerledikçe kızımız gibi bende aslında düzenin o kadarda iyi işlemediğini anladım. Sizi istediği kadar yaşatıp artık yük olmaya başladığınız yaşta acımasızca öldürebilen bir sistem. Hemde dalga geçer gibi ilerde geri döndürmenin mümkün olabileceği bir dünya olursa diye DNA örneklerinin alınması çok sinir bozucuydu. Madem geri döndürmek istiyorsun niye öldürüyorsun?


Kızımız Cassia'nin kitabın başlarındaki ödlek tavırları ve Topluma sorgusuz itaat etmesi beni deli etmişti. Ama sonra Ky ile zaman geçirmeye başlayınca ödlek kızımız cesur, güçlü bir şeye dönüştü. Aşk nelere kadir. :D Ky ile geçen her bölümü büyük bir hevesle okudum. Özellikle şiirler çok hoşuma gitti.
Ama kitabın sonuna doğru beni başka bir şey daha çok mutlu etti. Xander'ın bu kadar iyi yürekli olması beni eritti resmen. Özellikle Ky ile iddiaya girip ona kırmızı hap çaldırmasına çok güldüm. Arkadaşlıkları çok tatlı :)


Hı birde kitabın sonuna kadar olur olmadık yerden çıkan, Cassia'nin 'Benim Görevli' dediği kadına uyuz oldum. Hiç bir şeyi bilmemesine rağmen biz sürekli sizi izliyoruz havaları beni çileden çıkardı.



Kitabın sonunda olanları açık açık yazıp yorum yapmak istemiyorum ama böyle bir şey olacağı belliydi. Ama o kısımda Xander'ın yardımlarına tekrar tekrar öldüm bittim. Bu kadar iyi olmasın bu çocuk ya :( Ne kadar Xander'ı çok sevsem de yinede Ky diyorum :) Çocuğun tevırları bir başka ya. :D



Genel itibari ile çok hareket olmayan düz ilerlemesine rağmen kendini okutturmasını bilen bir kitaptı. Çok kısa bir sürede bitirdim. Dönüp baktığımda elle tutulur bi heyecan olmasa da yinede bende güzel bir yer edindi.

Puan:




21 Nisan 2013 Pazar

Kitap Tanıtımı / Tutsak - Monica McCarty


Çıkış Tarihi: Nisan 2013


Rakipsiz denizci Erik MacSorley, asla kendisine karşı koyabilecek bir kadınla karşı karşıya gelmemişti ta ki sırılsıklam halde, yarı çıplak bir "bakıcı kadını" İrlanda kıyılarının açıklarından kurtarana dek. Ama Ellie'nin sıradan görünüşüne kanması bir talihsizlikti; o aslında İrlanda'daki en güçlü asilzadenin özgür ruhlu kızı, Leydi Elyne de Burgh'dü. Daha da kötüsü, bu karşı konulmaz kadın, Erik'in sıra dışı çekiciliğine kapılmayacağını kanıtlamaya kararlıydı. Erik ise onun direnişini, kalbinin derinliklerinde yankılanan bir tutkuyla alaşağı edebilecek kadar ısrarcıydı.

Sadakati her şeyin üzerinde tutan bir adam ve tarihin en zorlu taht mücadelesini tehlikeye atabilecek sırlar barındıran bir kadın. Kral ve vatan uğruna verilen savaşın sesleri karşı kıyılardan yükselirken, Ellie'nin aşkı bir efsaneyi dizginlemeye yetecek midir?

Alışveriş! / 2







Malum 1 haftadır tatl gibi bir şey yapıyorum. Trabzonu alt üst etmiş bulunmaktayım. Yarın Amasyaya dönücem malesef :( Trabzona gelmişken aylardır D&R görmemenin vermiş olduğu üzüntüde bahane oldu. 


Artık benimde Oniks'im vaaar  :)


__________________________________________________________________________








18 Nisan 2013 Perşembe

Liebster Blog Award



Yah! Bu benim ilk mimim! Bunun için Bayan Kitapkurdu'na çok teşekkür ederim! Ve birde özür var tabi.  Malum acemiyiz mimi fark edene kadar 2 hafta geçmiş. Üzgünüm :(

Önce Soruları Cevaplayayım;


1.Hiç evcil hayvan besledin mi? Beslediysen adı neydi?
Bir kedim vardı. Adı Paris. ( Karanlığın efendileri serisindeki Şehvet iblisiyle lanetlenen oğlanın adı :D ) Ama artık yok. Adını aldığı kişiye yaraşır bir şekilde bizi mart ayında terk etti :(

2.Kitaplarda geçen yerlerden en çok hangisine gitmek istersin?
Imm pek biyerleri gezmeye hevesli bir yapım yok. Ama küçüklüğümden beri Alaska'yı merak etmişimdir...

3.Sende yer edinmiş, çok sevdiğin bir sözü paylaşır mısın?
Yalnızlık paylaşılmaz paylaşılsa yalnızlık olmaz. :) 

4.Size ilginç gelen bir hobiniz var mı? Varsa nedir?
Sesim çirkin olmasına rağmen bağıra bağıra şarkı söylemek, becerememe rağmen inatla karakalem yapmaya çalışmak sayılmıyorsa üzgünümki yok :D

5.En sevdiğiniz fantastik dizi?
Film ve dizilerle pek aram yoktur. Game of Thrones diyebilirim ama :)

6.Vayy be ne kitaptı ama dediğiniz, repliklerini çok net hatırladığınız bir kitap adı söyler misiniz?
Başlayanların bende çok ayrı bir yeri vardır.:) Sanırım başkada yok. Unutkan biriyim zaten :D

7.Tesadüflere inanır mısınız? Sizce gerçekten Aşk tesadüfleri sever mi? (ben bunu neden sordum?)
Bence bu değişir. Yani kişiye bağlı. Birinin tesadüf dediğine diğeri kader kısmet diyebilir. :) Aşk'a gelince onu tamamiyle anlamak imkansız sanırım :)

8.Eğer hayatınız film olsaydı hangi dalda oscar alırdı?
Dram, Komedi :D Aslında gülünç derecede basit konuları benim karamsarlığım yüzünden dağlar kadar büyük bir dertmiş gibi görmem cidden insanları güldürebilir :)

9.Eğer fantastik bir kitap yazmak isteseydiniz içinde ne gibi fantastik ögeler olurdu?
Ejderha! :) 

10.En sevdiğiniz kitap türü nedir? Neden?
Belirli bir tür söyleyemiycem. Genel olarak Fantastik :)

11.Ya dünyada kitap denilen bir şey olmasaydı sizce nolurdu?
Beyin yerine saman taşıyanların miktarı 2 kat artardı o.o


Sorular için çok teşekkür ediyorum tekrar!! 
Ve hakkımdaki 11 gerçek.


1) Lise boyunca en tembel olmama rağmen lise sonunda sınıftan bir tek ben atandım :D ( Bunu hatırlayınca hala gülüyorum. İyiki hiç çalışmamışım :D )
2) Su korkum var. Bu yüzden duşlarım çok kısa süreli oluyor :(
3) Ayran gönüllüyüm bu yüzden kendimden utanıyorum ::(
4) Lise sonda tenefüste sınıfta oynadığım için müdür tarafından başkanlığıma darbe yapılmıştı. :D
5) Dehşet derecede savurganım bu yüzden evde kalacağım :(
6) Çok fazla arkadaşım yok. Ciddi ciddi bir elin parmaklarını geçmez. Ama böyle çok mutluyum :D
7) Halam huysuzdur ve ben hep ona benzetilirim. Ama bundan nefret ediyorum ve onun gibi olmak istemiyorum!! :(
8) Koyu bir Trabzonspor taraftarıyım ve bu çoğu kişiye çok garip geliyor ama ben bununla gurur duyuyorum o.o
9) Tipik bir sulu gözüm. Açıkça bir nedene ihtiyacım yok :)
10) Evdeki tüm işi ev arkadaşım yapıyor bende miskin miskin uyuyorum hala bunun önune geçemedim :(
11) 365 gün diyet halindeyim. Ben ve diyet kelimesi artık bütünleşmiş durumda. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyor :)


Benim sorularım yok malesef. Olsa bile mimleyecek kimsem yok. Sanırım en sona kalmış çürük yumurtayım :( 

Kitap Yorumu - Beni Seç / Kiera Cass


Beni Seç bir çırpıda okundu bitti. Malesef  'bitme, ne olursun bitmeee' feryatlarıma rağmen bitti :(
Bana kendini çok ama çok sevdirdi. Zaten Dex kitaplarına olan zafım sayesinde pek te zor olmadı.
Bir kitap anca bu kadar cici olur ya. İlk kez bir kitabı okşayarak, sarılarak okudum. :) 

Bir kere hiç bir kusuru yoktu. Karakterleri, kurgusu, diyalogları, çevirisi, herşeyi tek kelimeyle çok güzeldi. :)

Sanırım çoğunluğunda farkettiği gibi bazı yönleri Açlık Oyunlarını andırıyordu ama pek gözüme batmadı açıkçası. Kendimi o kadar kaptırdım ki bu ufak detay beni hiç rahatsız etmedi.

Ülkedeki sistem, birbirleriyle olan ilişkileri, yasaklar, düzenler çok iyi işlenmişti. Her sayfa kendini daha çok okutturdu. 



Ve ve ve en can alıcı nokta. Maxon... Sanırım Aspen'dan çok Maxon yüreğime dokundu. Bir kere prens olup bu kadar temiz, saf ve düşünceli olması beni çok etkiledi. Tamam hiç mi kusuru olmadı? Oldu. Celeste gibi bir kızı savunup America'ya bağırmasına bende çok sinirlendim ama hiç mi kusur olmayacak canım? O da bir erkek nihayetinde :)

America'ya gelince sağlam bir karakterdi. Aslında Maxon'ı aldattığı yere kadar bayağı sevmiştim kendisini ama orada gerçekten kızdım. Aldatma diyorum çünkü prense umut verdi sonuçta. Aspen'la konuşması bile aldatma sayılırdı bence. Ama Aspen'a Maxon'dan hoşlandığını söylediğinde gönlümü kazandı kızım benim hehe :)
En dikkatimi çeken şeyse sonda Aspen'ın bu itirafı bayağı olgun karşılamasıydı. Ben bağırış çağırış falan beklemiştim :D Ama tabiki burda bitmiyor değilmi? Aslında yeni başlıyor :) Tüm kitap boyunca Maxon olduğunda Aspen yoktu, Aspen olduğunda ise Maxon... Ve aslında asıl seçim bu olucak bence :)
Elit'in yakında çıkacağını umuyorum. Ve onda sadece kızlar değil erkeklerin rekabeti de zor olucak. 



Ve son olarak sanırım şu dakika itibari ile Team Maxon diyorum. :)

Puan:  
Patilerim neredeyse satıra sığmayacak hehe :)



Sırada ne mi var? / Eşleşme - Ally Condie


Beni Seç'i taze taze bitirmiş ve henüz yorumunu yazmamışken okuyacağım sonraki kitabı gözden geçirmek istedim. Sanırım Beni Seç'ten beklentilerimin aynıları Eşleşme'de de olduğu için biraz fazla heyecanlıyım. :) Umarım Eşleşme de bittiğinde bu kadar kıpır kıpır olurum.^^

Gelelim Eşleşme' nin konusuna...


________________________________________





Sizce "kusursuz" bir yaşam mümkün olabilir mi?
   Kimi seveceğinize, nerede çalışacağınıza, hatta ne zaman öleceğinize başkalarının karar verdiği bir dünya düşünün. 
   Bu dünyada uzun bir hayata, harika bir işe, ideal bir eşe sahip olmak için neredeyse hiçbir bedel ödemeniz gerekmiyor çünkü tüm seçimleri sizin adınıza görevliler yapıyor. Üstelik hepsi "kusursuz" seçimler. 
   Tüm hastalıkların tedavi edildiği, insanların uçan trenlerle seyahat ettiği, eşleşme yoluyla "eşsiz" evliliklerin, ailelerin ve nesillerin yetiştiği böylesi mükemmel bir dünyada, Toplumun tüm üstün güçlerine ve kontrolüne rağmen mevcut sistem çatırdamak üzere…
   Cassia'nın yapay bir cam fanus içerisinde yaşadıklarını idrak etmesi uzun sürmüyor. Toplumun ona sunduğu mükemmel dünyanın tüm nimetlerine sırt çevirmeye hazır. Kalbinde hissettiği aşkın gücü ve özgürlük için göstereceği cesaret onu yeterince güçlü kılmaya yetiyor. Ama Topluma başkaldırabilmek ne yazık ki mümkün değil. En azından şimdilik…
   Çevrildiği her dilde çok satanlar listesine girmeyi başaran Eşleşme, hayalin gerçekle, geçmişin gelecekle iç içe geçtiği fantastik bir dünyada yaşanan etkileyici bir aşk ve uyanış öyküsü anlatıyor.


________________________________________


Buda benim çok hoşuma giden ve kitap hakkında sizi heyecanlandıran bir tanıtım filmi...


________________________________________



Şu anki küçük tatilimden kendi hapishaneme ( evime -.- ) döndüğümde ilk işim okumaya başlamak olucak. =)

17 Nisan 2013 Çarşamba

Kitap Yorumu - Parıltı / Amy Kathleen Ryan ( Gökyüzü Üçlemesi )


Parıltı okundu.
Çok karışık duygular içerisindeyim. Önce konu ile alakalı bir kaç şey yazmak istiyorum. Daha önce uzay gemisi, mekikler, OneMan'ler içeren bir kitap okumamıştım. Bu yüzden odaklanmam ve algılamam gerçekten zor oldu. Başta beynim bulansada alışınca gerçekten sevdim. Kurgu itibariyle çok sağlam   başladı zaten. Yalnız tek sorun oluşturulan kurgunun tamamen anlatılmamasıydı. Yani en küçük örnek 'neden dünya artık yaşanılmaz halde ve bu insanlar yeni bir dünya arayışı içerisindeler' bu hiç dile getirilmedi ve çok beynimi kurcaladı.

Karakterlere gelicek olursam iki tane aslanlar gibi oğlanımız var. Kieran ve Seth... Tüm kitap boyunca ikisi arasında gittim geldim. Aslında kitabın başında  kızımız Waverly ile Kieran nişanlı olduğu ve daha birbirleriyle sadece bir kaç kelime dışında konuşmadan ayrıldıkları için aşkları pek etkilemiyor sizi. Seth ile Waverly arasında da bir şeyler geçtiği belli ama malesef bunlar da tam anlamıyla geçmediği için iyice arada kalıyorsunuz. Gemiyi kurtarma çabalarından dolayı Kieran'a hayranlık duydum. Daha sonra Seth'in babasıyla olan bağı ve dik duruşu çekti beni. Ama gemi yönetimini eline geçirmek için yaptıklarını gördükten sonra Kieran'a döndüğümü zannettim tamamiyle. Ama kitabın sonundaki olaylar Seth'i öne geçirdi gözümde. Aslında ne kadar karışık gözüksede oğlanlarımızın ikiside özünde iyi insanlar :)
Kızımız Waverly'e gelince azmi beni çok etkiledi. Karakteri baya sağlam anlatılmış.

Sonuçta kurgunun sağlamlığı bir kaç küçük eksiğe rağmen kitabı okutturuyor size. Özellikle son 100 sayfayı tek nefeste okuyorsunuz. Çeviri gerçekten kötü olmasına rağmen alışınca artık gözünüze batmamaya başlıyor. 
2. kitap Kıvılcım yeni çıkmış. En kısa zamanda edinip okumayı planlıyorum. Umarım çeviri daha iyi yapılmıştır ve aşk daha çok işlenmiştir. =)


Puan: